İlk Durak: Mini Milano Rehberi, İtalya Turu – II

Merhabalar, genel olarak bir İtalya seyahatine hazırlıktan sonra seyahatimizin ilk durağı olan Milano ile daha detaylı içeriklere girişmeye başlıyorum. Milano bizim için İtalya’ya uygun bilet bulduğumuz, çevremiz tarafından çok fazla vakit ayırmanıza gerek yok, Duomo’yu görseniz yeter şeklinde yönlendirme aldığımız bir başlangıç şehriydi. Bu arada benim için aslında AC Milan taraftarı olmamdan gelen ayrı bir özel yeri de var, yok diyemem.

Biz Milano’ya öğlen vardık ve hemen sonraki sabaha Venedik’e otobüs biletimiz vardı. Bizim için kısıtlı bir vakti olabildiğince verimli kullanmaya çalıştığımız bir deneyim oldu. Şimdi bu deneyimimizi sizinle de paylaşmak için anlatmaya başlıyorum.

Milan Bergamo havalimanından şehir merkezine nasıl gidilir?

İtalya turumuzun ilk durağı olan Milano’ya Bergamo Havalimanı’na 10:30 gibi vardık. Bu havalimanı Milan’da bulunan diğer havalimanı Malpensa’ya göre daha küçük bir havalimanı ve genellikle low-cost havayolları (Pegasus gibi) buraya uçuyor. Biz uçak biletlerimizi alırken çok farkında olmadan almıştık. Bununla birlikte özellikle seyahatimiz yaklaşırken Bergamo Havalimanı hakkında gördüğümüz bazı Instagram Reels’ları da moralimizi bozmadı değil. Çünkü küçük bir havalimanı olduğu, süreçlerin çok yavaş ilerlediği. Sırf pasaport kontrolünü geçmek için bile 2-3 saat vakit kaybedildiği gibi içerikler vardı. Planımıza göre de Milano’da sadece 1 günümüz olduğu için çok vakit kaybedip günü öldürme fikri bizi germişti.

Neyse ki bizim için süreç bunun tam aksine ilerledi. Rötarsız bir uçuşla geldik, çok hızlı bir şekilde pasaport kuyruğuna girdik. Normal bir hızda akan sırayı bekleyerek çok hızlı bir şekilde ilerledik. Bu durum elbette her zaman böyle değildir, kimi zaman operasyonel problemlerle rötarlar, çakışmalar vb. durumlardan dolayı süreler uzayabilir ancak bizim için her şey sorunsuzdu. Yani 2-3 saat bekleme süresi buranın rutini gibi bir durum yok.

Pasaport sırasından sonra rahat bir şekilde otobüslerin olduğu noktaya ilerledik. Burası aslında biraz klasik bir havalimanı gibi düşünebilirsiniz. Eğer vaktiniz varsa uğraşıp aktarmalarla vs. toplu taşıma kullanabilirsiniz ancak ben direkt şehir merkezine gitmek istiyorum dediğinizde ise €10-12 ödeyerek binebileceğiniz otobüsler bulunuyor. Bunlara kesinlikle önceden rezervasyon vs. yapmanıza gerek yok. Bayağı havalimanının önünden belli aralıklarla kalkıyorlar. Binerken kartla veya nakit ödeme yapabiliyorsunuz. Burada dikkat etmeniz gereken nokta kartınızın yurt dışı kullanıma açık olması yoksa benim gibi hay aksi moduna geçebilirsiniz. Bu otobüs sizi Milano’da Central FS denen bir konuma götürüyor. Buradan da metro, otobüs vs. kullanabiliyorsunuz.

Milano’da toplu taşıma nasıl?

Milano, İtalya’ya başlangıç için gerçekten güzel bir şehir. Bir anda kendinizi bir kaosun içinde bulmuyorsunuz. Diğer şehirlere göre daha sakin ve birçok şeyi dijital şekilde halledebiliyorsunuz. Biz zaten 1 günümüz olduğu için özellikle kalacağımız yere gel git mesafelerinde toplu taşıma kullanmayı düşünerek 24 saat geçerli olan MilanoPass kartlarından aldık. €7-8 ücreti olan bu kartla ihtiyacınız olan toplu taşıma araçlarını kullanabiliyorsunuz. Direkt Central FS’te bulunan ATM tarzı bilet makinelerinden bu kartı alabiliyorsunuz. Bu arada birçok yerde direkt kredi kartı ile bilet ödeme sistemi de var. Cihazların dili normal olarak İtalyanca olabiliyor. Bu durumda ekranda hemen dil bayrağını arayıp İngilizce’ye geçmeye çalışın.

Burada şöyle bi durum var: İtalya’ya seyahati araştırıyorsanız zaten görmüşsünüzdür, birçok insan toplu taşımada kart basmıyor ancak metroların girişinde turnikeler var ve bu kartları okuttuğunuzda erişebiliyorsunuz. Bu yüzden daha şehre gelir gelmez başınıza iş almadan böyle bir kart almak çok doğru olur.

Milano’da konaklama tavsiyesi: Giovenale Milan Navigli

Konaklama konusunda benim yaklaşımımda aslında 3 temel kriter bulunuyor.

  • Öncelikle konum, zaten kısıtlı sürem varken olabildiğince merkeze yakın olmak istiyorum. ,
  • Ardından temiz ve güvenli bir yerde olmak istiyorum. Çünkü ben odamdan dışarı çıktığımda eşyalarımı düşünmek veya gece uyurken kendimi güvensiz hissetmek istemem.
  • Bununla birlikte tabi ki fiyatının da makul olması gerekiyor.

Bu kriterleri göz önünde bulundurarak Milano’nun hareketli bölgelerinden olan Navigli’ye de yakın olan “Giovenale Milan Navigli” tesisinde kaldık. Bizim için bu gezi boyunca gece hayatına karışmak mümkün olmadı, gün içinde ortalama 23-25k adım attığımız için geceleri dinlenerek geçirdik.

Kaldığımız yer yaz mevsiminde hostel gibi kullanılan bir yurttu. Bu yüzden belli tarih aralıklarında müsaitlikleri bulunuyor. Duomo’ya 15 dk mesafede olan bir tramvay durağına 4 dk yürüme mesafesindeydi. Çok yakınında hem kafe hem market gibi ihtiyacınız olan şeylere erişebileceğiniz alanlar da bulunuyor. Eğer araç kiralarsanız önünde park yerleri de vardı. Check-in saati 14:00 olmasına rağmen 12:30 gibi giriş yapmamıza destek oldular ve odanın temizliği, kliması, ferahlığı yani gerçekten bizi çok memnun etti diyebilirim. Yaz aylarında seyahat edecekseniz de mutlaka öneririm.

Tarih kontrolleri için de Booking adresini buraya tıklayarak kontrol edebilirsiniz.

#reklam (Bu yasal bir zorunluluk olduğu için ekliyorum, herhangi bir anlaşmadan dolayı değil.)

Milano’da 1 günde nereyi gezdik?

Biz ilk defa geldiğimiz için elbette listemizin ilk sırasında Duomo vardı. Aslında kısıtlı vaktimiz olduğu için zaten çok sağa sola gitme şansımız da yoktu. Biz Milano’yu bu gezimizde bir varış noktası olarak kurgulamıştık. O yüzden de sadece 1 gün kaldık, onu da çok yoğun olmayacak şekilde değerlendirmek istedik.

Burada ilk olarak bahsetmek gereken önemli nokta şu diyebilirim: Bilet ile girilebilen yapılar için doğru biletin doğru zamanda alınabilmesi. Biz Duomo için biletimizi 1 gün önce aldık ancak sürekli acaba biter mi bilet, giremezsek gibi içimizde kuşku vardı. Gittiğimizde de ahım şahım bir sıra yoktu. Zaman zaman yoğunluğa bağlı olarak bu değişebilir ancak girmekte zorlanmadık. Yine dikkat edilmesi gereken diğer nokta kiliseler gibi dini yapılara girerken kadınlar için omzu kapalı giysilerin gerekliliği. Bunun için orada şeffafımsı €3 satılan kullan-at ürünlerden de alabilirsiniz ancak bunların görüntüsü çok estetikten uzak. Fotoğraf çekinirken falan bi garip çıkıyor. Yanınızda bir şal götürmek ya da şal tarzı bir şey satın almak çok daha mantıklı. Elbette Duomo etrafında bu şallar €15-20 ancak bazı hediyelik mekanlarında vs. €6-8 aralığında işinizi görecek daha normal görünen şal/örtü alabilirsiniz. Yine bir öneri: içeriye girmeden önce mutlaka su alın. Çünkü içeri girdikten sonra çıkamıyorsunuz ve içeride su satın alabileceğiniz herhangi bi nokta bulunmuyor.

Biz eşyalarımızı yerleştirip karnımızı doyurduktan sonra hemen Duomo’ya gittik, saat yaklaşık 15:00 gibiydi. Duomo, gerçekten daha görür görmez sizi büyüleyen, bu kadar büyük ve detaylı bir yapının nasıl yapıldığı konusunda hayrete düşüren devasa bir kilise. Biz Combo Lift tipindeki bileti aldık. Bu bilet ile Duomo’nun terasına asansör ile çıkabiliyorsunuz. Zamanımız dar olduğundan dolayı tercihimiz bu yönde oldu. Fast Track Pass almadığımız için üzülmedim çünkü asansör sırası zaten 10-15 dk falan sürdü. Ancak teras olmayan bileti alsam üzülürdüm. Teras gerçekten görmeye değerdi.

Aslında Duomo komple görmeye çok değer bir yapı. Çünkü hem dışı büyüleyici, hem içi büyüleyici. Gerçekten detayları inceleyerek gezmek istediğinizde yarım gününüz, hatta 1 gününüz bile gidebilir. Biz yaklaşık 4 saat boyunca gezdik ve sonrasında da zaten kapanma saati geliyordu.

Herhangi bir bilet alırken dikkat etmeniz gereken bir nokta: Biletleri resmi sitelerden almaya çalışın. Çünkü bu büyük bir sektör olduğu için birçok internet sitesi aracı olarak satış yapıyor ve araya fiyat farları koyuyor. Açıkçası eğer detaycı bir tip değilseniz anlamanız da çok kolay değil. Çünkü bu siteler çok güzel hazırlanmış. Bu arada dolandırıcı falan değiller, sadece daha pahalı genelde.

Siz biletleri Duomo’nın kendi sitesinden satın alabilirsiniz: Tickets – Duomo di Milano (duomomilano.it) Burada bilet başına €1,5 rezervasyon ücreti alıyor. Biz öncesinde sıra olabilir vs. diye düşündüğümüz için online satın alım yapmıştık ancak bilet ofisi de gayet sakindi. Kalabalıksanız veya 10 dk sıra beklerim sıkıntı yok diyorsanız hemen Duomo’nun yanında da bileti fiziksel olarak alabilirsiniz. Eğer bu şekilde sıra olmayacağını bilsem ben öyle alırdım.

Burayla alakalı belirtmek istediğim bir nokta daha var: Duomo meydanında çok fazla scam, kapkaç durumları yaşanabiliyor. Örn. fotoğraf çekinirken birisi gelip size ben sizin fotoğrafınızı çekeyim, €3 diyor. Siz de olur diyorsunuz. Sizin 10 fotoğrafınızı çekip bi anda €30 istiyor sizden ve vermezseniz olay çıkarıyor. Fotoğraf çekinirken telefonu çalınan, cüzdanı çalınan çok fazla insan var. Hatta yakın zamanda birisi tripoda telefon koyup kendini çekmek isterken telefonunun çalındığına dair video yayınlamıştı gibi gibi. O yüzden dikkat etmekte fayda var.

Özellikle Duomo’nun önünde fotoğraf çekinmek vs. çok kolay ve mümkün olmuyor. Daha doğrusu fotoğrafta sadece sizin olmanız çok zor olan şeyler çıkıyor ortaya. Biz sonraki gün otogara giderken çok erken saatte uğrayıp birkaç ekstra fotoğraf çekebildik.

Daha sonrasında sıcağın ve ilk gün yorgunluğunun da etkisiyle dinlenmek için kaldığımız yere gittik. Biraz dinlenip tramvaya atlayıp bu sefer Galleria Vittorio Emanuele II ‘yi görmeye gidelim dedik. Burada çok şanssız bi an yaşadık ve tramvay tam bizim durağımıza gelirken bozuldu. Yaklaşık 20 dk boyunca hareketsiz kalınca artık biz yürüyelim, bu da böyle olsun diyip Duomo meydanına yürüyerek gittik. Burası aslında Duomo’nun hemen yanında, dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden birisi. İçinde böyle aklınıza gelebilecek en lüks mağazaların şubeleri var. Biz çok geç saatte gittiğimiz için zaten kapalıydı. Açık olsa da bizim için fark eden bir şey olacak mıydı derseniz orası ayrı konu derim.

Yapının adı İtalya Krallığı’nın ilk kralı Victor Emmanuel II’den geliyormuş. İlk kralsa nasıl II oluyor diye bi düşünmedim değil. Neyse burada daha önemli olan noktalardan biri de binanın mimari olarak çok estetik oluşu. Burada bir boğa mozaiği var ve bu boğanın testisleri üzerine ayağınızın topuğuyla basarak 3 tur kendi etrafınızda dönmenin şans getireceğine inanılıyor. Herkes sırayla bunu yapıyor zaten orada, eğlenceli bi görüntü oluyor diyebilirim. Girişinde bazı restoranlar, kafeler de bulunuyor ancak çok turistik bir nokta olduğu için fiyatlar ortalamanın 1,5-2 katı gibi düşünebilirsiniz.

Aslında bizim bir günlük kısa Milano maceramızda gezip gördüğümüz alan genel anlamda Duomo ve Duomo meydanı çevresiyle sınırlı kaldı diyebilirim. Ek olarak biraz o çevrede yürüyerek ne var ne yok inceledik. Zaten ilk gün seyahat yorgunluğu da olduğundan hem boş geçmesin, hem de çok yorulmayalım gibi planlamıştık. O şekilde de oldu diyebilirim. Biraz da neler yedik içtik konusundan bahsedip yavaş yavaş Milano turumuzun sonuna doğru yaklaşalım.

Milano’da yeme içme mekanı önerilerimiz neler?

Biz burada toplamda 2 farklı mekana gidebildik. İkisi de güzeldi. Kısaca bahsetmek gerekirse:

  • All’Antico Vinaio
    Burası bir sandviç dükkanı aslında. Popüler ve porsiyonları çok büyük bir yer. Biz birer tane Duomo’yu gezmeden önce atıştırmak için yeriz diye düşündük ancak yediğimizde akşam yemeği yiyemeyecek hale geldik. Dikkat etmeniz gereken nokta burada domuz eti içeren çok fazla ürün var. Eğer hassasiyetiniz varsa buna göre malzeme tercih edebilirsiniz. – Adres tarifi için tıklayın.
  • Gelateria La Romana
    İtalya’nın en ünlü dondurmacılarından biri olan bu mekan herhalde yediğim en iyi dondurmaydı. Hem lezzet hem fiyat/performans olarak gerçekten çok başarılıydı. Şöyle örnek vermek gerekirse fotoğrafını gördüğünüz dondurma €4 yani 150 lira gibi bir ücreti var. İstanbul’da bundan çok daha küçük toplar 90-100 TL arasında değişiyor. Bizim şansımıza kaldığımız yere geri dönerken yolumuzun üzerindeydi. O yüzden gitmek de kolay ve keyifli oldu. Kapısında saat geç olmasına rağmen sıra vardı ve sıradaki insanların sadece turistler olmadığını anlayabiliyorsunuz. Biraz Milano için en azından turistik olmayan sakin sokakları da görme şansımız oldu. – Adres tarifi için tıklayın.

Özellikle yaz aylarında geziyorsanız zaten sürekli su satın almanız gerekiyor. Burada da seyyar satıcılardan değil de market / büfe tarzı yerlerden satın almayı tercih etmenizi öneririm. Roma’da şahit olduğumuz bir kapkaç olayında hırsız elindeki su poşetini yere açıp kaçarak uzaklaştı. Yani siz su ücreti ödemek için cüzdanınıza yöneldiğinizde veya telefonunuz elinizdeyse eğer suyu satan kişinin niyeti bozuksa elindeki 10 tane su şişesinden çok kolay vazgeçebiliyor. Maalesef İtalya bu konuda çok sıkıntılı bir yer. O yüzden en kötü senaryoyu düşünerek hareket etmek gerekiyor.

Milano için kısa bir değerlendirme

Milano bizim için bu gezimizde bir başlangıç noktasıydı ve kısıtlı süremizi iyi değerlendirmeye çalıştığımız bir deneyim oldu. Genel şehrin yapısı, yaz ayı olmasına rağmen sakin hissettirmesi -bu kaldığımız bölgeyle de biraz alakalı-, işletmelerin ve binaların düzen içinde olması hoşumuza gitti. Ulaşım rahattı, kaldığımız yer güzeldi. Bizim için iyi bir başlangıç oldu.

Büyük ihtimalle ilerleyen yıllarda daha uzun vakit geçireceğimiz planlar yapmak isteyeceğimiz bir yer olarak listemizde kalacak diye düşünüyorum. 1 tam gün genel şehrin popüler yerlerini şöyle bir gezmek, gece dışarı çıkıp takılmak için yeterli olabilir. Tadımlık olur yani. Güzelce gezeyim biraz takılayım derseniz de 2-3 gün ayırmak gerekir gibi geldi bana açıkçası. Birde tabi yaz sıcağında değil de bahar aylarında daha rahat gezilebilir.

Ben AC Milan’ın stadyumu San Siro’yu görmeyi çok istiyordum ancak bize maalesef çok ters kalıyordu. Sonraki gün Venedik’e gitmek için gittiğimiz otogara giderken metro yolu üstünde San Siro durağını görünce bir acaba diye düşünmedim değil ama riske atamadık tabi otobüs saatini. Umarım bir sonraki ziyaretimizde maça falan gidebileceğimiz, bambaşka bir plan yapabiliriz.

Son olarak otobüs durumundan da bahsetmek gerekirse; biz cumartesi günü öğlen gelmiştik, pazar sabahına da Venedik için otobüs bileti almıştık. Sabah erken saatte tramvay ve metro kullanarak çok rahat otogara gidebildik. Bu konuda da otogara raylı sistemle gidebilmek güzel oldu. Bizim otobüsümüz Lampugnano’dan (adres tarifi) kalkıyordu. Farklı bir otogar var mı bilmiyorum ancak her ihtimale karşı belirtmekte fayda var.

Sürekli belirttiğim gibi kısıtlı vakitte bir şeyler yapmaya çalıştığımız bir akış oldu ancak ben olabildiğince gitmeyi planlayanların işine yarayabilecek her şeyi aktarmaya çalışıyorum. Umarım bu bölüm faydalı ve okuması keyifli olmuştur. Bir sonraki bölüm Venedik’te görüşmek üzere!